Aile İçi Şiddet Sonrası İyileşme

Aile İçi Şiddet Sonrası İyileşme

Donna Gates, MA, LCPC, Sertifikalı Theraplay Terapisti ve Eğitmeni, Gurnee, Illinois

aile içi şiddet

“Aile içi şiddete tanık olan çocuklar bu durumdan, fiziksel istismara uğrayan çocuklarla aynı derecede etkilenirler. Bu gibi çocuklar genellikle her iki ebeveynle de besleyici bağlar kuramazlar. İstatistiksel veriler her yıl 3 milyondan fazla çocuğun aile içi şiddete tanık olduğunu gösteriyor.” (ACADV: “Çocuklar ve Aile İçi Şiddetin Etkileri” http://www.acadv.org/children.html)*

Bu sayısal veriler çocukların ve ailelerin sağlığını arttırmak isteyen sosyal çalışanlar için pek de iç açıcı bir tablo sergilemiyor. Toplumdaki stres düzeyi arttıkça problemlerle zayıf/eksik veya tükenmiş yöntemlerle başa çıkma yollarının etkisi birçok çiftin ve ailenin şiddetin kısır döngüsüne girmesine yol açıyor. Problemlerden ve tutumlardan kaynaklanan gerilim iki ebeveynin birbiriyle sözlü veya fiziksel tartışmaya girmesine, zamanla bu tartışmaların daha da negatif ve yıkıcı bir hal almasına neden olabiliyor ve çocuğun ağlaması ve korkması veya kızgın bir hakem haline gelmesi, birinin yaralanması veya polisin müdahale etmesi aşamasına kadar devam etmesine sebebiyet veriyor. Bu noktada ebeveynlerden biri veya her ikisi kendini kötü hissediyor, çocuğundan/eşinden/her ikisinden tekrar tekrar özür diliyor, karşı taraf hakkında veya karşılıklı suçlamalar yapılıyor ve ileride yaşanması muhtemel tartışmaları, özellikle de çocukların gözü önünde gerçekleşenleri, engellemek için sözler veriliyor. Fakat bu kısır döngü sürekli tekrarlanıyor çünkü çoğunlukla aslında hiçbir şey gerçekten değişmiyor yani problemler çözülmüyor, gerekli beceriler geliştirilmiyor.

Bu kısır döngü aile içinde sözel psikolojik ve fiziksel olmak üzere çeşitli saldırgan davranışlar ile birlikte birçok farklı senaryo halinde görülebiliyor. Fiziksel şiddet aralarında fark edilmesi en kolay olandır çünkü insanlar, hayvanlar veya eşyalar zarar görür. “Şiddet” olarak adlandırdığımız şey genelde fiziksel şiddettir; fakat asıl anlamı İngilizcede “ihlal etmek” kelimesinden gelir. Bu yüzden bir kimsenin kendisini, isteklerini veya insan haklarını ihlal eden her şey şiddet olarak düşünülebilir ve bu şiddet ne kadar gizli kapalı olursa gizlice zarar verme ihtimali de o kadar artar.

Sözel istismar bağırmak, açıkça tehdit etmek, aşağılamak, küfür etmek kadar bariz olabileceği gibi ders vermek, karşı gelmek veya kinayeli konuşmak gibi üstü kapalı da olabilir. Kavga sözel olduğunda ve özellikle düzensiz aralıklarla devam ettiğinde, bu döngü uzunca bir süre “şiddet” olarak adlandırılmadan devam edebilir. Fakat bu süreçte çocuklara sorunlarla ve stresle baş etmek için kötü bir model oluşturulur ve çocukların genel stres seviyeleri kavganın tekrar ne zaman olacağını bilemekleri için hep yüksektir.

Psikolojik istismar aralarındaki en karmaşığı olabilir: korkutma, test etme, üstünlük taslama, muhakeme ve ikna etme, beklentileri yeniden oluşturma (böylece hiçbir şey yeteri kadar iyi değilidir), üstü kapalı bir şekilde kuralları değiştirme, karmaşık mesajlar verme (doğrudan bir kişiye veya başka biri hakkında), kişiyi dışlamak (genellikle sevgi bahanesini kullanarak). Bu tür bir istismarı fark etmesi çok güç olduğu ve bu yüzden de korunması ve başkalarından yardım alması zor olduğu için stres seviyesini ve travmayı arttırır. Etkileri yavaşça etki eden bir zehir gibi tespit edilmekten kaçınırken çok ağır hasarlara sebep olur ve pek çok belirti gösterir.

İstismar, ebeveynlerin öğrenilmiş tepkisel davranışlarından , kendilerini regüle edememelerinden, öz denetim becerilerinin eksik olmasından ya da yorucu ve uzun süreli stres sonucu ortaya çıkan sorunlarla başa çıkma becerilerinin tükenmesinden kaynaklanabilir. İstismar ayrıca ebeveynlerden birinin güç kontrolcüsü olması, her bir durumu kazanma-kaybetme olayı haline getirmesi ve yenilgiyi hazmedemeyişinden de kaynaklanabilir. Bu kafa yapısındaki bir ebeveynle tipik bir terapi düzeninde çalışmak imkânsız olmasa da çok zordur ve bu kafa yapısı, uzun süreli aile içi şiddet tedavisi sürecinde değişmediği müddetçe bu ebeveyn çift ya da aile terapisine dahil edilmemelidir. 

Tüm bu döngüsel senaryolarda çocuklar ne yazık ki  karşılıklı istismar ya da istismarcı-mağdur ilişkisini içeren ilişkisel bir etkileşim modeline tekrar tekrar maruz kalırlar.  Bu rolleri evde, okulda ve arkadaş ortamlarında canlandırabilirler ve bu davranışların sonuçları terapiye gelme sebepleri olabilir. Ya da çocuklar duygusal ya da fiziksel belirtilerle (kaygı, duygu durum bozuklukları, kabuslar, fiziksel sebebi olmayan baş ve karın ağrısı gibi stres belirtileri) terapiye getirilmiş olabilir çünkü istismarın kısır döngüsüne kapılmış ebeveynler çoğunlukla ne olup bittiğini anlamaz ve kendi duygu ve düşüncelerine takılmış olurlar. Bu durumda olan ebeveynler çocuklarının yaşadıkları duygusal çalkantının etkilerini iyileştirmeye yardımcı olamazlar. Ebeveynler kendi sorunlarıyla mücadele ettikleri veya kendi duygu ve düşünceleri arasında kayboldukları zaman, çocuklar genellikle ebeveynlerine istikrarlı bir yapı, besleme, bağlılık ya da başka beklentiler anlamında güvenemezler ve normal aile yaşantısı içinde kendilerine destek bulamazlar. Her ne kadar bu model ara sıra ortaya çıkıyor olsa da ve gözlemciler/ebeveynler evi güvenli ve öngörülebilir bir yer olarak görse de, ev çocuğa belirsiz, ön görülemez hissettirir  ve  bu yüzden çocuklar “güven duygusu” deneyimini yaşayamazlar.  

Biliyoruz ki çocuklar yapı ve organizasyon sunabilecek, kaygıları ve acıları besleyebilecek, yeni şeyler denemeye cesaretlendirecek, mutlu eden, merak eden ve günlük zorluklarla başa çıkabilecek ebeveynlere ihtiyaç duyarlar. Fakat istismarın yaşandığı ailelerde ebeveynler kendilerini korkmuş, terk edilmiş, yorgun, kırgın ve kızgın hissederler; bu yüzden de aile yaşamı belirsiz ve bazı zamanlarda da kaotik bir hale dönüşebilir. Sonuç olarak böyle bir durumda her iki ebeveyn de kendi deneyimleriyle uğraşmaktan çocukların problemlerine yardımcı olamayacak durumda olurlar. Bu yüzden de boğulmamak için çocuklarının durumunu makul kılıp önemsizmiş gibi davranırlar.

Tüm bunların üzerine Theraplay ufuğa doğru umut ışığı yayar. Her ne kadar istismar döngüsünün içindeki ebeveynler çocuklarının güvende hissedip bağlanmalarını sağlayabilmek için gereken istikrarı ve beslemeyi sağlayamayacak olsalar da biz onlara karşılıklı etkileşim içeren, duyusal-motor uyarımı olan ve stres düzeyini düşürüp vücudu ve beyni evde yaşanan gerilimden uzaklaştıran oyunlar sunmaya çalışıyoruz. Yani, boşanma süreçleri devam ederken aynı evde yaşayan ve bu durumun çocukları üzerinde kötü etkiler yaratacağından endişe duyan ebeveynlerle ayrı ayrı öfke kontrolü üzerine çalıştığım sırada, ara sıra her bir ebeveyn ve çocukla aile seansları yapmaya karar verdim. Yalnızca duyusal-motor uyarımı içeren karşılıklı oyunlar (hareketlerimi taklit et, büyükanne Sally, mısır patlatma, balon voleybolu, komik şekillerde balon geçirme [bazı zamanlarda balonu yakaladığımızda sevdiğimiz/kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlayan bazı şeylerin adını söyleyerek], pudra izleri, fış fış kayıkçı, kayıyorum, vs.) oynarız. Birkaç dakikalığına da olsa ebeveyn ve çocuk birlikte eğlenir, güler/kahkaha atar ki bu aile böyle bir durumu yaklaşık bir seneden uzun bir süredir deneyimlememişti. Her ne kadar düzelmek için önlerinde uzun bir yol olsa da, sıradan ilişkilerinden bir nebze olsun farklı bir şey hissetmeleri onlar için umut ışığı oldu. Bu noktada, tedavi planı çoğunlukla ebeveynlerin kendilerini kontrol edebilme ve problem çözme yeteneklerini geliştirme odaklıydı. Ama kısa süreliğine de olsa yapı, besleme ve bağlılık boyutlarını deneyimlemeleri, ebeveynlere de çocuğa da alternatif bir model oluşturdu.

Ayrıca, aile içi şiddetin daha karışık bir örneği olarak; eşinde güç ve kontrol problemleri ile psikolojik istismar örüntüleri olduğunu tespit eden bir terapist ile evlilik terapisi denedikten sonra gelen bir anne vardı. Eşi, erkeklerden oluşan tedavi grubuna katılmak istemiyor ve bu yüzden o da ne yapacağını bilemiyordu. Beş yaşındaki kızında ise kaygı ve stres bozukluğu belirtileri olduğundan şüpheleniyordu.

Aile içi şiddet döngüsünü, beş senedir evde olan istismarı ve bu durumun annede ve çocukta oluşturduğu etkileri hakkında konuştuk. Bu durum onun için çok yeniydi çünkü utandığından ve sakin kalırsa her şeyin düzeleceğine dair umudundan dolayı daha önce şiddet hakkında hiç konuşmamıştı. Bir sonraki seanstan önce, evde yaşanan tartışmaya polis müdahale ettiği ve  anne iki terapistin de söylediklerinden sonra bu durumdan kurtulmazsa kızına yardımcı olamayacağına karar verdiği için çocuk ile birlikte ofisime geldi. Anne ve çocuk akrabalarına kalmaya giderken stres, korku içerisinde oldukları için anne onların sakinleşebilmelerine yardım edip edemeyeceğimi sordu. Böylece oyun odasına geçtik ve küçük çemberimizde önce balon sonra pamuk topu üfledik; kıtır kıtır bir şeyler yedik, meyve suyu içtik ve şarkı söyledik. Sonra çocuk “Bu çok eğlenceli, sen çok iyisin!” dedi ve o gün daha önce yaşadığı şeyleri anlatmaya başladı. Annenin kendi problemlerini çözüp sakin bir konuma gelip, çocuğun güvenliği, uyumu için çalışabilmesi için daha çok yolumuz vardı ama stres azaltıcı karşılıklı oyunlar oynadığımız, şarkı söylediğimiz, sayı saydığımız seanslar yaptık ve seansların aralarında evde de bu oyunları tekrar ediyorlardı. Anne git gide daha sakin olmaya ve kendi seanslarında hafızası daha güçlü hale gelmeye başladı. Neyse ki bu anne kendi bireysel seanslarında hızlıca ilerlemesine yardımcı olacak yeterince iyi bir ebeveynliğe sahipti ve böylece çocukla klasik Theraplay tedavisi uygulama sürecimizi başladık.

Oldukça farklı bir tedavi senaryosunda ise, anne ebeveynler arasındaki çatışmaları inkar ediyor ama kendisinin, birbirlerine  ve annelerine karşı saldırgan olan iki evlatlık oğulları hakkında söylediklerini eşinin onaylayıp onaylamadığını sürekli olarak kontrol etmeye çalışıyordu. Babanın sağlık sorunları vardı ve fiziksel hareketleri kısıtlıydı ama o, çocukların ona karşı çok istekli olduğunu ve annenin onlara karşı gereğinden fazla yumuşak olduğunu iddia ediyordu. Tüm bunlar, istismarın kesin belirtileriydi ama sır tutuculuk çok güçlüydü.  Çocuklarla tanıştığım seansta, bir çocuk oyunu reddederken diğer çocuk oyunu başlatan oldu. Anne daha sonra, o seansta çocuklarla ilk kez oyun oynadığını söylemek için aradı ve ilk kez eşinden sözlü taciz gördüğünü kabul etti. Anne, çocukların babanın sözlü tacizlerini taklit ettiklerini fark ettiğini ve oyun oynarken tüm bunların aslında ne kadar farklı olabileceğini bir anlığına gördüğünü belirtti. Daha sonra, baba terapiye para ödemeyi reddedince taciz gören kadınların destek grubuna katıldı. 

İstismar etkilerini içeren her vakada tedavi başarılı olmadı-danışanların birçoğu bağlanma çalışmasına hazır değildi. Ancak karşılıklı, duyusal-motor oyunları oynadığımızda çoğunlukla iyileşme olduğunu gözlemledim. Bu tarz oyunlar, katılımcılardaki gerginliğin azalmasına yardımcı oluyor ve hem her iki ebeveyn hem de çocuk için kısa ama her zamankinden oldukça farklı bir deneyim yaratıyor. Bu terapi odasında güven duygusu yarattığı için ayrıca paylaşılması zor olan deneyimlerin konuşulmasına da yardımcı oluyor. Bu durumu istismarcı erkek gruplarımızdaki erkekler arasında bile gözlemledim. Bu tarz oyunlar, içimizdeki barış ve paylaşma duygusunun artmasına ve insanlarla bağlanmamıza yardımcı oluyor.

Korku kişinin beklenmedik bir durumla karşılaştığında, çok gürültülü sesler olduğunda, karışık ve sinirli yüzler belirdiğinde hissettiği duygudur. Barış ise insanların ritmik bir şekilde beraberce hareket ettiği, rahatlamış ve mutlu yüzlerin ve gülme seslerinin olduğu yerde hissedilir. Barış anında hayatın çok daha farklı olabileceğine dair bir umut vardır. Umudun içinde ise yeşermeyi bekleyen bir tohum vardır.

*American Psychological Association, Violence and the Family: Report of the APA Presidential Task Force on Violence and the Family, 1996.

Makalenin orjinali 2013 kış dönemi Theraplay Enstitüsü bülteninde yayınlanmıştır.